Başkan Qazî Muhamed, Sedrî ve Seyfi QAZÎ’nin mahkemesiyle ilgili olarak şimdiye kadar çok şey söylendi ve yazıldı. Bu yazılanlar iki kısma ayrılabilir.
Birinci kısım: yargılandığı mahkeme sürecinin gerçeklerini bulandırıp çarpıtarak Kürt düşmanlarının çıkarlarına göre yazılmış yazılardır. Fakat bu konudaki belgeler, Qazilerin kutsal yolunu ve Kürt halkının onlara karşı varolan istek ve sadakatini göstermektedir. Anlaşılan odur ki “güneş balçıkla sıvanmaz/berê rojê bi bêjingê nayê girtin”. İkinci kısım: Sadakatinden dolayı sessiz kalmışların değerli yazılarıdır ki olayın açığa çıkmamış bütün gizli yönlerini yada Kürdistan Cumhuriyeti’nin yıkılışını ve Cumhurbaşkanı’nın idamını açıklamaktadır. İran Şahinşahı ordusunun yayınladığı derginin muhabiri olan Yüzbaşı Kiyomers Salih’in kaleminden çıkan bu yazı, okumakta olduğumuz o belgesel yazılardan biridir. Öyle anlaşıl- maktadır ki kendisi mahkeme sürecinin bütün aşamalarında hazır bulunmuş ve bu yargılama sürecini özel bir broşür şeklinde hazırlayıp şahın güvendiği yüksek rütbeli kurmay subaylara ve hükümetin yüksek bürokratlarına çok gizli bir şekilde dağıtmıştır.
Tac Kiyanî adıyla bir tek özel sayı olarak yayımlanan bu yazı, Genel Kurmay merkez karargahında arşivlenmiştir. Biz de aslı Farsça olan bu yazıyı ele geçirip Kürtçe’ye çevirdik. Okumakta olduğunuz bu belgenin önemi: Cesur ve yürekli bir muhabir olan Yüzbaşı Kiyomers Salih, İran şahının kız kardeşi(Şems) ile evli olan genel kurmay başkanı Fıreydun Cem’in yeğeni olduğundan, şahın çevresinde güvenilen adamlardan biri olup Qazî Muhamed, Sedır ve Seyfi Qazî’nin mahkemesinin bütün aşamalarına katılmıştır. İran şahının bütün belgeleri ve gizli mektupları Yüzbaşı Kiyomers Salih tarafından korunmaktaydı ve kimi zaman bu belgelerden bazıları broşür şeklinde basılıp sorumlu kurmay askerlere dağıtılıp okutulduktan sonra İran askeri gizli istihbarat arşivine gönderilirdi. Başta da belirtildiği gibi, elinizdeki bu belge de, ikinci kısım belgelerden biridir. Bu yazı Qazilerin mahkeme tutanaklarından alınıp bir broşür şeklinde basılmıştır.
*** Yüzbaşı Kiyomers Salih Yazıyor: Qazîlerin mahkemesinin sonuçlanması ve idam edilmelerinden sonra, ben bu olayların tümünü mübalağasız ve eksiksiz bir şekilde Mehname’de ve önemli olayları da Tac Kiyanî broşüründe yayınladım. Ancak dağıtmadan önce, askeri mahkeme tarafından çağırıldım ve orda bana dediler ki, Qazilerin gizli mahkeme tutanaklarını açıkladığın için suçlusun. Bu nedenle yüzbaşılık rütbem kaldırıldı ve bir yıl da hapis cezasına mahkum edilerek tutuklandım. Bundan dolayı bir taraftan Mehname’nin basımı durduruldu ve diğer taraftan da bu haberler dağıtılmadı.
Kiyomers Salih, 1943-1946 yılları arasında Kürdistan ve Azerbaycan’da meydana gelen olayları da Mehname’nin 44-66 sayılarında yayınlamıştır. Ve ondan sonra da uzun bir süre Kürdistan ve Azerbaycan’la ilgili ayrıntılı birçok haber yayına hazırlamış, bu haberlerin bir kısmı yayınlanmış ve bir kısmı da arşivlenmiştir. Kiyomers, bu bilgileri, cezasını bitirip özgürlüğüne kavuştuktan sonra Mehname’nin 75. sayısında yayınlamıştır. Aynı şekilde Mehname’nin 1946 yılında çıkan 66. sayısında da şunları yazmış; “Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle İngiliz ve Rus askerleri geri çekilir, İran askerleri harekat başlatır.” Mehname sayılarının çoğunda İran şahına gönderilen sadakat ve güven mektuplarının (bunlardan bazılar: Dîborkî Elî Yar Es’ad kuvvetleri, Mameş aşireti reisi Qeranî Axayê Eşayer, Herkili Reşit Bey ve Hesen Tılo, Quqyas Mamedî ve Nuri Begê Begzade, Mıhemed Emin Çepê Herkî, Hemzeyê Qadırî Mameş ve diğerleri) bazıları yayınlanmış, bazıları da askeri arşivde korunmuştur. Bunlardan en önemlisi de Umer Xanê Şıkakî’nin Sarayla olan ilişkisini gösteren mektubudur ki o dönemde Umer Xan Kürdistan Cumhuriyeti’nin alay komutanı rütbesinde idi. Saqız ve çevresinden şahın sarayına güven vermek için gönderilmiş 17 adet mektup mevcuttur. Bu mektuplarda İran şahına olan sadakati dile getirilmekte, kendini İran şahının Saray yönetimine tanıtmakta ve aynı zamanda Sarayın vereceği bütün emir ve görevleri yerine getirmeye hazır olduğunu belirtmektedir. Bu mektuplar İran askeri arşivinde korunmaktadır. Belirtmek gerekir ki Dîbork kuvvetlerinden sorumlu Elî Yar, gönderdiği mektuplardan birinde, Başkan Qazî Muhamed ile birlikte Bakü ve Rusya Azerbaycanı’na gidişlerini ve burada yapılan görüşmelerin sonucunu, eksiksiz olarak uzun ve ayrıntılı bir şekilde İran Sarayına yazıp onları bilgilendirmiştir. Birkaç satırda bütün mektupların içeriğini dile getirmek mümkün değildir, ancak mektupların içeriğinin yaratığı etki bakımından, Eli Yar’ın bu mektubu Cumhuriyet’e vurulan en büyük darbedir. Umer Xanê Şıkakî, sayı itibarıyla Saraya en çok mektup gönderen kişidir. Rus askerlerinin Kürdistandan çekilmesinden sonra, Umer Xan tarafından alelacele şaha gönderilen mektupta, bir an önce İran askerlerinin Kürdistan’a yetişmesini talep ederek şöyle der: “Bütün Şıkak aşireti ile birlikte İran Şahının bir subayı gibi emirlerinizi yerine getirmeye hazırız.” Bunun için de, Şaha olan sadakatini ispatlamak üzere, her iki oğlunu Kadir ve Lezgin’i Tahran’a şahın yanına gönderir ki İran askerleri Kürdistan’a ve bilhasa Mahabad’a doğru gelince, onlara rehberlik ve koruyuculuk yapsınlar. Umer Xan’nın dışında, bir çok aşiret reisi ve yerel kuvvet sorumlusu da, İran Şahına güven vermek ve askerlere rehberlik yapması için oğullarını, kardeşlerini ve güvendiği adamlarını Tahran’a göndermişlerdir. Kiyomers Salih Yazıyor: 17 Kasım günü top, cephane ve birkaç tanktan (eski ve işe yaramaz tanklar) oluşan İran askeri birlikleri, Tahran’dan Tebriz’e doğru yola çıkar ve üç gün sonra yani 20 Kasım’da Tebriz şehrinin yakınlarına ulaşırlar. Bu haberin duyulmasıyla birlikte Azerbaycan hükümetinin bütün yöneticileri ülkeyi terk ederek Rusya’ya kaçtılar, ancak İran askerleri bir çok yönüyle emin olana kadar yani ayın 21’ine kadar şehre girmekten kaçındılar. Tebriz şehri kontrol altına alındığı zaman, ben derginin yeni sayısını hazırlamak üzere Tahran’a döndüm. Sonraki günlerde çıkan kararla İran askerlerine Kürdistana doğru ilerleme emri verildi. Amaç, Kürdistan Cumhuriyeti kurulduğu zaman Sınê, Kamyaran, Diwander ve Saqız yakınlarında yerleştirilen birkaç askeri birliğe de ki bunlar -bazen Kürdistan Cumhuriyeti askeri birlikleriyle zaman zaman çatışmaya girerlerdi- Mahabad’a doğru ilerleme emri verilmişti. Ortak bir kuvvetin oluşturulması amacıyla, Tahrandaki bir kısım askeri birlikler, diğer bazı İran askeri birlikleriyle Tebriz’de birleştirilerek, Qazvin yolundan Kürdistana doğru gönderildiler. Bu kuvvetler 20 Kasımda Saqıza ulaşır, oradan da Kürt aşiret reislerinin rehberliğinde ve Bokan yolundan Mahabad Cumhuriyetine doğru yola çıkarlar. Bu kuvvet, 29 Kasımda Mahabad’a ulaşır ve çok sayıda subay alelacele bir şekilde Qazi Muhamed, Sedrî ve Seyfî Qazî’yi aramaya başlayıp yakalamak ister. İran askerleri karargahını Mahabad’ta kurduktan sonra, aynı gece telsiz ile Tahran’la ilişki kurup Qazilerin durumunun(kaderinin) ne olacağını sorarlar. Bu arada Qazî de tutuklanarak karargah komutanlığına getirilmişti. Meydan mahkemesinin yapılabilmesi için bir komitenin kurulduğu ve komitenin yargılama yapmak üzere Mahabad’a doğru yola çıktığı ile ilgili ferman, Tahrandan çok çabuk geldi. Gulam Husên Ezîmî başkanlığında ve Savcı Albay Hesen Kufanyan ile hakim Sergurd Cafer Sanıî’den oluşan mahkeme komitesi Albay Emîr Hoşeng Xılitbarî gözetiminde 6 Aralık günü Mahabad’a ulaşır ve Qazilerin yargılanması için toplanmaya başlar. Ben, mahkeme komitesinin Qazileri yargılamak üzere yaptığı bütün oturumlarında hazır bulundum. Mahkeme oturumları birkaç saat sürüyordu. Bütün soru ve suçlamalar, savcı Hesen Kufanyan tarafından yöneltiliyordu. Diyebilirim ki sorular yeterince net değildi ve suçlamaların çoğu da sanıklar(Qazîler) tarafından reddediliyordu, Qaziler çok cesaretli bir şekilde suçlamaların ispatlanması için belge istiyorlardı. Ancak suçlamalar ve mahkemenin yargılama sonucunda vereceği son karar, daha önceden Tahran’da belirlendiği için, mahkemenin bu suçlamaları ispatlamaya yönelik herhangi bir belge sunma kararı da yoktu. Bundan dolayı mahkeme oturumları birkaç saat içinde sonuçlandı ve ondan yarım saat sonra da Qazilerin idam kararı onaylandı. Aslında bu karar Tahranda alınmıştı ve aynı gece Qazilere de açıklandı.
Qazi Muhamed Aşağıdaki Suçlamalarla Suçlanarak İdam Cezasına Çarptırılır. Ø Merkezi devletin onayı ve kararı olmadan, %51 Rus Devletine ve %49 Kürdistan Cumhuriyetine olmak şartıyla, Rus Devleti ile petrol ticareti antlaşması yapmak. Ø İran ülkesinin haritasını değiştirip yeniden belirlemek ve Ormiye, Kırmanşah, Sınê, Tewriz ve İlam olmak üzere beş vilayeti İrandan ayırmak. Ø Kürdistan Cumhuriyeti için, Rus bayrağına benzeyen ve üzerinde çekiç-orak bulunan bayrağın kabul edilmesi. Ø Kürdistan Hükümeti için Qazi Muhamedin resminin üzerinde bulunduğu ve Rus rublesine benzeyen Kürdistan adıyla para bastırmak. Ø Kürdistanın dört parçasını (İran, Irak, Türkiye ve Suriye) kapsayan büyük Kürdistan haritasının yapılması. Ø İrana yabancıların getirilmesi ve İran topraklarının bir kısmını onların idaresine bırakılması, örneğin Mele Mustafa BARZANÎ. Ø İran Devletine ve Şahinşah’ına saldırı ve tehditte bulunmak ve Şahinşahı’na(Arya Mêhır) karşı Kürt halkını başkaldırıya teşvik etmek ve savaşmak.. Ø İran hükümetine karşı Rus hükümetiyle anlaşma yapmak ve İran toprakları içinde Rus işgalci kuvvetlerine yardımcı olmak. Ø Bağımsız Kürdistan hükümetini ilan etmek ve İran topraklarının büyük bir kısmını Kürdistan adı altında işgal etmek. Ø Yurt dışına heyet gönderip, yurt dışından heyet kabul etmek. Rusya’yı ziyaret ederek Rusya Azerbaycan Cumhur başkanı Bakırof ile resmi toplantı yapmak. Ø İran Devletine sormadan ve İran Devletinin onayı alınmadan yabancılar ve İran düşmanları ile ticari bağlantılar kurmak ve antlaşmalar yapmak. Ø Özellikle Kürt olmayan bölge yöneticilerinin tutuklanması, öldürülmesi, evlerinin yıkılması ve mallarının yakılması.
Qazi Muhamed üç maddenin haricinde, diğer bütün suçlamaları şiddetle reddetti. Kabul ettiği üç madde şunlardır: Ø Azerbaycan Bakü’sünü ziyaret etmek ve Bakırof ile görüşmek. Ø Bayrağın varlığını kabul eder, fakat Rus bayrağında varolduğu gibi çekiç ve orak amblemini reddeder. Ø Mela Mustafa Barzani’nin Mahabad’a gelişini kabul eder, fakat Barzanî’nin iradesiyle geldiğini ve kimsenin onu getirmediğini söyler. “Çünkü O Kürt’tür ve Kürdistan her Kürdün evidir, isteyen her Kürt, Kürdistan toprağının her karışında yaşama hakkına sahiptir, çünkü bu hak ev sahibi olmanın hakkıdır.”
Cumhurbaşkanı Qazi Muhamed’in Yardımcısı ve Savaş Bakanı Seyfi Qazî’ye(Yada Muhamed Husên Qazî) atfedilen Suçlamalar: Ø Yurt dışına, Rus Azerbaycan başkenti Bakü’ye gitmek. Ø İran Azerbaycan’ı Cumhurbaşkanı Pîşwerî ve Rus Azerbaycan’ı Cumhurbaşkanı Bakırof ile Tebriz’de ilişki kurmak, toplantı yapmak ve antlaşma imzalamak. Ø İran hükümetine karşı, Kürdistan’da savaş bakanlığının kurulması. Sedrî Qazî’ye(Yada Ebû El Qasım Sedrî Qazî) AtfedilenSuçlamalar (Mahabad ve Çevresindeki Kürtler Tarafından İran Milli Devrim Meclisine Seçilmişti.) Ø Yazdığı çok coşkulu ve duygulu bir şiirle Mele Mustafa BARZANÎ’yi karşılayıp ve Kürt halkının kutsal bir sembolü gibi nitelemesi. Ø Mahabad’ta hükmet işleyişinin ve biçiminin kurulmasında Kürdistan Cumhuriyeti Hükümetine, bakanlarına ve Qazi Muhamed’e yardımcı olmak. Ø Qazî Muhamed’e, “Dışarıdan size askeri yardım gelene kadar direnin” diye mektup yazmak. Ø İran devletinin Mahabad Kürdistan Cumhuriyetine karşı savaşa-mayacağına dair Cumhuriyet yöneticilerine telkinde bulunmak ve halkı İran Hükümetine karşı başkaldırıya teşvik etmek.
Mahkemenin yürütülmesiyle ilgili bazı ayrıntılar hakkında Kiyomers Salih Yazıyor: Mahkeme oturumu yaklaşık olarak dört saat sürdü ve yarım saat sonra mahkeme heyeti onların idam kararını aldı ve telsiz yoluyla askeri karargahla ilişki kurarak onlara da bildirdi. (O zaman karargah komutanı Sıpehbed Erşedi Humayuni idi.) Sanıkları geri gönderme kararını alıp, aynı gece kendileri de Tahran’a geri dönerler. Sedri Qazi’nin yazmakla suçlandığı şiir, her ne kadar bazı yazım hataları da içerse, bütünü Kürtçe olarak Mehname’nin 66. sayısında yayımlanır. Kiyomers Salihin kendisi Kürtçe bilmiyordu ve aynı zamanda şiiri kasete kaydeden kişi de Kürtçe’yi iyi bilmediğinden, şiir yazım hatası olmadan yayımlanamamıştır. Tutanakta yazılmış aşağıdaki şiirin kendisi, Sedri Qazinin suçlanmasının ve idamının birinci maddesi olmuştur.
Ya xwa bixêr bê Heloy berze firî Barzanê min Remzê pîrozê gel û niştimanê min Barzanî dujmin şikênî, şêrê jiyana min Pêyê te li ser çav û qezat, li mal gîyanê min Bê te gel û niştimanê min bê xêw û dîl e Jêr çepokî dujmin zerd û mat û zelîl e Dilê dujmin li tirsî heybeta te tête lerze Jiber çi dujmin dijberê li vî kûrey erd e Bi te hate naskirin gel û nîştemanî Kurdewarî Tu yî berz û bariz, li her layê dîyarî Bê te ku dujmin liser nîştiman de zal e Bê te gel wek teyrê nexweş û bêperr û bal e Tu merdî meydan û şerr û roley Warîsê pîrozê Îrsî Barzan û toley Bi mêjû xawên nîştiman û gel û xêw î Bi berzît Baz î, Barzan û lutkeyê ko yî Lay dujmin barîz û bi navbangî bi navan Bibîstin dujmin çirkemîze digrê li tawan Bi Barzan im dinazim, mûqedesê rûyê zemîn e Bêşiga şêr û awa wê maye yê jîn e Li te fêrbûn bi derdê bêbeşan aşnayî Bi te bû şewê bextreşan roşenayî Bê te ye em nîştiman dikin beş beş û dabeş Bi vê beş û pirş û perêşanî bû bêbeş Her tu bo nîştiman xemxwar û pirr mişûr î Dirêxî(Texsîr-War) nekird li katî xurbe û dûr î Tu bo gel û niştiman mûjde û him firîştey Te mizgînî anî em herdû şar û deştey Gelê min bê te sêwî û perîşan û werrez bû Melî(teyrê) bê perr û bal û giriftarî qefes bû Bi te geş dibe ruxsarî pirr çirç û çirukim Bi te rizgar û jiyawe, gelê mehtûk û sûkim Kurd im û li vê xakê bûme û bi vê avê jiyame Bo azadî gel û rizgarî nîştimanê me nemame Min bi rût û qutî û pêxwas û bêkirasî Li malê xwe me dujmin bi ser barê me de nasî Hatina te ya bixêr lay bird, xemî zorim li ser şan Bi te sarêj bû, tenê pirr zarim û halê perîşan Êşa derdê Kurdan min pirr jan û li mêj e Dermanê derdê muzmin dûr û dirêj e Serwer Mistefa ye bo Mihemed piştevan û bira ye Ya Reb geş bike ew dû çira ye Miwefeq ke Mihemed, hem Mistefa ra bixatirê Qur’an Fexrî gel Mistefa û Barzan, maye şanazî Gorî te gîyan û ser û malê, Sedrî Qazî Ew ê Barzan wa nenasê bê hiş û bê ziman e Kerr û gêj û wêj û heywan û nezan e Ewê nahezî Barzan e, caş û xofiroş e Yanî: Gewadbab e û zolekurd e û dayik zanî. devam edecek...
devam edecek... devam edecek...
** BU Yazi daha önce "BIR" dergisinin 8. sayisinda yayinlanmistir. Bu mahkeme tutanakları ilk olarak M. M. Bokan’nın eline geçmiş. Sayın Bokan, bu belgenin Kürtçeleştirilmesi için sayın Heyder Rewanduz’e göndermiştir. Daha sonra, gazeteci Bedrettin Salih’in eline geçmiş ve bir önsüzle birlikte 14. 08. 2000 tarihinde Xebatî Qutabiyan dergisinin 37. sayısında yayımlanmıştır.
Yayınlama 2010-01-28 22:29:12 154 kez okundu.
Copyright © by Zincirlikuyu.net Tüm Hakları Saklıdır.
[ Geri Dön ]
|