Zincirlikuyu.Net-Internetteki Evimiz
  ANASAYFA     FORUM   FOTOĞRAF ALBÜMÜ   VİDEOLAR     LİNKLER   YAZARLAR   SİTE İLETİŞİM  
Menü
Zincirlikuyu
Tanıtım
Konum
Belediye
Çand û Ziman
Çîrok
Tiştonek
Stran û Klam
Zimanê Kurdî
Naven Zaroka
Mesele û Henek
Gotinen Mezinan
Platform
Anı
Şiir
Kurdî
Görüş
Sanat
Folklör
Söyleşi
Gündem
Araştırma
Kitap/Film
Öykü/Deneme
Site Ekran
Basından Seçmeler
Gazeteler
Telefon Rehberi
Kan Grubu Listesi
Sağlık, Yaşam
Özgün Çekimler
Özgün Albümler

Üye Paneli
Üye Adı
     Şifre
(Üye Ol)

Şu an Bağlı:
Ziyaretçi: 24
Üye: 0
Toplam: 24

Imza Kampanyasi !


Kûrtçe dersler
resime tiklayiniz

Islami Konular

Davetiyeler

Birnebun

2,5 MB...... >>bixwîne


   Kasabamıza hoşgeldiniz!    

 Anasayfa » Araştırma

Tertele'ye İnadın Bir Politik Dehası: Dr. Şıvan (Sait Kırmızıtoprak) 1

Sait AYDOĞMUŞ*


Sait Kırmızıtoprak (Dr. Şıvan), otuzaltı yıllık kısa ömrüne sosyal, kültürel ve siyasal alanlarda yaptıkları ve eserleriyle çok şey sığdıran bir Kürt siyasi önderidir. Dersim’in bu yiğit evladı, sanki, “tertele”ler (Zazaca’da yağma ile karışık katliam) ile yok edilmek istenen Kürt halkının, birçok yönüyle geç ve geri bırakılmışlığının telafisinin özel yetenekleri, donanımları ve görevleriyle yüklüdür ve bu nedenle de acelesi olan, hırslı, özel bir elçisi gibidir: Oldukça zeki, cesaretli, girişken, kararlı ve hiper aktiftir. Tüm bu özellikleri, O’nu 36 yıllık bir ömüre sığmayacak kadar üretken kılmıştır.

“İlahlar” tarafından lanetlendiği için hakkında çok az bilgi ve belge olan Sait Kırmızıtoprak’ı, kendi özel çabamla mümkün olduğunca öğrenmeye çalıştım. Şahsen karşılaşıp  tanımadığım bu insanla ilgili, yazılı veya sözlü, saptayabildiğim her bilgi veya belgeye ulaşmaya çalıştım; dinledim, okudum…. Bu nedenle Sait Kırmızıtoprak’a ilşkin kendi dolaylı değerlendirmeme geçmeden önce, O’nu doğrudan tanıyıp tarif eden ve dinleyip okuduklarımla büyük çapta örtüşen Canip Yıldırım’ın değerlendirmelerine başvuracağım.

“- Sait Tıp öğrencisiydi, çok yetenekli, kabiliyetli, bir çocuktu. Tunceli’nin Hormekan aşiretindendi. Küçük yaşta babasını kaybetmişti. Amcasının himayesi altında okumuş, ondan sonra gelmiş İstanbul’a. Tıpta okurken kenar mahallelerde ne kadar Alevi-Kürt ve Dersimli varsa, hepsini örgütlemişti. Hastalarının sorunlarıyla ilgileniyordu, onlar da Sait’e adeta tapıyorlardı, onu çok seviyorlardı. Görüş günü olduğu vakit, Sait’e gelen kalabalıktan dolayı insan kaynardı cezaevi.  Hepsi fakir işçi, çiçek arabalı insanlar. Sait’in cebine iki lira, beş lira para koyarlar, çiçek getirirler. Sait gelirdi koğuşa, cebinde dünya kadar para; bu parayı komüne bırakırdı. Örgütçü bir ruhu vardı. Mesleği de güzel bir meslekti tabii, doktorluk öyle bir meslekti ki, düşmanını bile dost edebilirsin istersen! Düşmanının bile evine bir gece hastası için gittin mi mesele biter.  Müzaffer Baba, bu başçavuş, Sait’i imtihanlara götürüyordu (S. Kırmızıtoprak’ın 49’lar Davası’ında yatarken, aynı zamanda Tıp Fakültesi’indeki imtihanlarına katılması kastediliyor-SA). İmtihan odasına girince Said’in kelepçelerini çözerdi tabii. Profesörler, sanıyorlar ki, bu Müzaffer Baba Sait’in babası, kendisini tebrik ediyorlar; ‘Beyefendi tebrik ederiz, çok iyi bir evlat yetiştirmişsiniz’ diyorlar. Müzaffer Baba’ya! Birgün Müzaffer Baba bana geldi dedi ki: ‘Canip Bey, bugün de aynı şey oldu, Sait’i imtihana götürdüm ve bir profesör bana dönüp dedi ki, ‘Tebrik ederim değerli bir evlat yetiştirmişsiniz. Canip Bey gözlerim doldu, hep düşündüm, keşke Sait gibi bir oğlum olsaydı.”[1]

Sait Kırmızıtoprak, mesleki yaşamında çok iyi bir doktor, sosyal yaşamında iyi bir aile babası ve dost, kültürel yaşam ile siyasi tarih alanındaki eserleri, değişik konulardaki makale ve incelemeleriyle görece iyi bir aydın ve entellektüel; siyasal yaşamında ise, özellikle Kuzey Kürdistan’da Kürt siyasi tarihine bazı ilklere de öncülük eden ender bir siyasal liderdir.

Tüm bu özelliklerinin, O’nu, daha 36 yaşında,  bilinen o trajik sona götürdüğünü söyleyebiliriz.

Kısa Hayat Hikayesi

             Sait Kırmızıtoprak, Dersim Ayaklanması’ndan sadece üç yıl önce, Dersim’in Qısle (Nazmiye) kazasına bağlı Hakis nahiyesinin Cıvrak (Civarık) köyünde, Abbas ve Zöhra’nın çocuğu olarak doğmuş; daha çocukken babasını kaybettiğinden, amcasının himayesinde büyümüştür.   

İlkokuldan sonra, ortaokul ve liseyi Balıkkesir’de parasız yatılı olarak okuyan Sait Kırmızıtoprak, 1956’da İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girmiş, 1959 yılı Aralık ayında, yakın Kürt tarihinde  “49’lar Olayı”  olarak bilinen ve bir gurup Kürt aydınına karşı geliştirilen operasyonda tutuklanarak öğrenimine kısa bir müddet ara vermek zorunda kalmış ve nihayet 1961’de bu fakülteden mezun olmuştur.

1961’de İsmet Özevcek ile evlenen Sait Kırmızıtoprak’ın bu evlilikten Dara isimli bir oğlu ve Rûken isimli bir kızı bulunmaktadır.

Sait Kırmızıtoprak, Tıp Fakültesi mezuniyeti sonrasında bir müddet İstanbul’da doktor olarak görev yaptı. “49’lar Olayı” ile ilgili yargılamalardan aldığı ceza sonrasında  İsparta’ya sürgüne göderildi. Sürgün yaşamında Devlet Hastahanesi’ndeki görevinin yanısıra özel bir muayenehane de açan Sait Kırmızıtoprak, diğer taraftan da politik faaliyetlerini hızlandırarak devam ettirdi. 1967 yılında Qebek/Kanada’da mesleği ile ilgili ihtisas  yapmak üzere bir burs kazandı. Ancak bu olanağı, gidip ihtisas yapmak yerine, politik faaliyetlerinin bir kamuflajı olarak kullandı; bu sayede birkaç defa Türkiye dışına çıkıp politik faaliyetleri doğrultusunda temaslarda bulundu.

O dönemdeki Kürt aydınları arasında “solcu, komünist” olarak nitelendiriliyor Sait Kırmızıtoprak. Canip Yıldırım, Orhan Miroğlu ile yaptığı ropörtajda O’nun diğer Kürt aydınları ile farkını şöyle anlatıyor:

 

 “Sait Kırmızıtoprak sol tandaslı bir lider kapasitesine sahip bir adamdı. Çok okuyan ve halka gitmesini bilen bir insandı. Tıp talebesi iken varoşlarda yaşayan işçilerin emekçilerin çocuklarıyla ilgilenen bir insandı. Onun için Kırmızıtoprak, 49’lar içinde adeta bir anti-tezdi. Eski Kürt anlayışının anti-tezi. Aydınlarla okumuşlarla oturup sohbet ederek bu işin başarıya ulaşacağına inanmıyordu. Halkı örgütlemek, halkı kendi safına çekmek… Bunu İstanbul’da çok iyi becerdiği gibi, sürgün olarak, 49’lar davasından mahkûm olup Isparta’ya gönderildiğinde de becerdi.”

(…)

“Kırmızıtoprak Isparta’ya gittiğinde orada da halkı örgütleyen, onları dinleyen ideal bir doktor oldu. Geceyarısı kendisini evden alıp köylere götüren insanlar var ve o hayır demiyor hiçbir şekilde.  O kadar halktan yana biri. Halkı nasıl devrimci saflara çekeriz, hep bunun hesabını yapar. Zaten Irak’a gitmek istemesinin altında yatan da bu düşüncedir: Orada kurtarılmış bir bölge yaratmak ve mücadeleyi oradan sürdürmek.  Düşünün, dünyalar güzeli bir karısı var ikinci çocuğuna hamile, bir erkek çocuğu var, bu koşullar içinde Türkiye’yi terk edip Irak’a gitti. Yani idealistti, bir davası vardı. Burada milletvekili olmak aklında yok; isterse onun da aklında olur, gider Tunceli’ye bağımsız veya herhangi bir pratiye girer ve milletvekili de olur. Ama o bunu seçmiyor. Oysa o koşullarda, her Kürt’ün kafasında milletvekili olmak var. Varlıklı bir ailenin kızıyla evlenmek var.

(….)

“Ali Karahan’a, Ziya Şerefhanoğlu ve Şevket Turan’a karşıydı. Çünkü onlar yeni bir şey söylemiyorlardı. Kafalarında halkı harekete geçirmeye yönelik bir plan, bir tasarı yoktu. Halkın örgütlenmesinde Sait’in korkunç bir avantajı vardı. Korkunç bir prestiji vardı halk arasında. Halkın kendisine ilgisi, ona müthiş moral veriyordu. Pervasız, aklının ucundan ölüm geçmeyen bir adamdı.

“Bir gün Polatlı topçu okulunda bir kurmay albay merkez komutanlığına geldi. Merkez komutanlığı bizim cezaevine de bakıyor. Bu albayın adını hatırlamıyorum, geldiğinin ertesi günü bizim cezaevini ziyaret etti.  Müzaffer Başçavuş’u buldu. Bu Müzaffer de Türkiye’de bütün solcuların gardiyanlığını yapmış bir adam!  Sevim Belli, Mihri Belli, Erdoğan Berktay, Aziz Nesin. Bize karşı müthiş bir sempatisi vardı.  Bilhassa Sait’i çok seviyordu ve takdir ediyordu. Mevsim yaz. O albay dedi ki bunların suçu nedir? Birisi dedi ki bunların suçu Kürtçülük. Albay, ne demek Kürtçülük bokçuluk deyince sait Kırmızıtoprak, ‘Tıp son sınıfta okuyan bir insanım ben ve insan psikolojisine de çok hevesim vardır. Siz ezilmiş ve mutlaka da Balkan kökenli bir tipsiniz. Renginiz, tavrınız bunu gösteriyor, ezilmiş, horlanmış bir insansınız’. Böyle deyince Müzaffer Baba, ‘Sait, Sait ne yapıyorsun’ diye söylenmeye başladı. Sait Bunun üzerine ‘Baba bırak’ dedi “Rica ederim sen müdahale etme’. Bu kurmay albay eşekten düşmüş karpuz gibi şaşırdı. Sait, Müzaffer babayı kırmamak için koğuşa gitti. Ertesi gün Müzaffer baba geldi ve Sait’in boynuna sarıldı. ‘Beni dinledin ve albayın yanında beni kırmayarak koğuşa gittin, beni onure ettin, sana teşekkür ediyorum’ dedi. ‘Bir kurmay albaya bu postayı atan adam beni kırmıyor, bunu hiç unutmayacağım’ dedi Sait’e .

(…)

“Buradan çıkınca biz ne yapacağız,Kürtlerle alakalı işler yapacakmıyız, yapmayacakmıyız? Belli ki Sait’in kafasında bunlar ruşeym halinde de olsa var”[2]  

Tüm bu olumlu kişisel ve politik karekteristikler, Sait Kırmızıtoprak’ın görüşlerini, aşağıda anlatılacak belli bir istikrar ve tutarlı bir evrim içinde, nihayet 1967 -1968’lerde ulusal devrimci bir çizgide, Kürtlerin ayrı örgütlenmesine doğru eviriyor. Bu evrilmede, o dönemde Güney Kürdistan’da grafiği hızla yükselmekte olan Mela Mıstefa Barzani önderliğindeki Kürt ulusal ayaklanmasının ve bunun kazanımlarının önemli bir etkisi olduğu anlaşılıyor.

Sait Kırmızıtoprak, İsparta’da sürgünde iken, 11 Temmuz 1965’te bir gurup yurtsever Kürt milliyetçisi tarafından kurulan ve 1968’deki bir operasyonla tutuklanıp yargılanmak üzere Antalya Cezaevi’ne hapsedilen Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (TKDP) yöneticilerini sık sık ziyaret edip görüşüyor. Sait Kırmızıtoprak’ın bu ziyaret ve görüşmeleriyle o sırada TKDP genel sekreteri olan Sait Elçi ile vardığı mutabakat, iki Said’in daha sonraki örgütsel ve politik yönelimlerini etkilemekle kalmıyor, trajik sonlarının da  vesilesi oluyor.

Sait Kırmızıtoprak, operasyon ve sonrasındaki sorgulama/ yargılamalardaki gelişmelerle guruplaşan TKDP’nin Sait Elçi kanadıyla işbirliği içinde, süreç içinde birleşip ortak bir parti kurmak üzere, 4 Ekim 1969’da bir gurup arkadaşıyla birlikte Güney Kürdistan’a geçiyor. Orada, Irak-KDP’nin de yardımıyla bir köy evini, temin edebildiği bazı tıbbi araç ve gereçlerle  hastahaneye dönüştürüyor ve bu sayede verdiği sağlık hizmetleri ile ”Dr. Şıvan” olarak ünleniyor.

T-KDP’nin kurucu merkez komitesi üyelerinden olan ve partide genel sekreter yardımcılığı görevinde de bulunan Osman Aydın’ın belirtiğine göre Sait Kırmızıtoprak, parti kuruluşu öncesindeki illegal yaşamında “Feridun” kod adını kullanıyordu. Parti’nin kuruluşuyla beraber ise genel sekreter olarak “Hürmüz” kod adını kullandı.[3] 

          Dr. Şıvan ve arkadaşları, Güney’e geçtikten sonra, yukarıda anılan birleşme projesi ile ilgili politik süreç, bazı gelişmeler nedeniyle farklı bir rotaya giriyor. Bunun üzerine Dr. Şıvan, arkadaşlarıyla ülkeye dönerek, 28 Haziran 1970’te Türkiye’de Kürdistan Demokrat Partisi (T-KDP)  adı altında kendi partisinin kuruluşunu ilan ediyor.  Artık TKDP ve T-KDP, birleşmek yerine, belli bir rekabet içine giriyorlar. Dr. Şıvan, 22 Haziran 1971’de, 12 Mart 1971 Darbesi nedeniyle bir arkadaşıyla beraber Güney Kürdistan’a geçip  ve fakat ortadan  kaybolan Sait Elçi’yi öldürtmekten ötürü Irak-KDP yetkilileri tarafından tutuklanıyor ve 26 Kasım 1971’de, Hikmet Bulutekin (Çeko) ve Hasan Yıkmış (Brûsk) adlı iki arkadaşıyla birlikte kurşuna diziliyor.

Dr. Şıvan’ın Bilinen Bazı Eserleri

- Zımanê Kurdî (Kürt Dili), Kamuran Bedirxan, S. Şıvan,  Kawa yayınları, İstanbul, 1976.

-Ferheng Kurdî û Tırkî, J. Blau’nun Kürtçe-İngilizce-Fransızca sözlüğü. (Dr. Şıvan birçok eklemeyle Türkçeye çevirerek hazırladığı bu sözlüğün ilk baskısı 1971, ikinci baskısı ise 1975 yılında Belçika’da yayınlanmıştır.)

-Kuzey Irak Kürt Halk Hareketi ve Baas Irkçılığı, Komal Yayaınları, 1975, Ankara

-Kürt Millet Hareketleri ve Irak’ta Kürdistan İhtilali (6 Mart 1970’te Türkçe ve Kürtçe hazırladığı bu çalışmanın Irak Kürdistan’ı ile ilgili bölümü’nün 1975’te Komal yayınları tarafından yayınlandığını belirtmiştik. Kitabın tümü 1997’de APEC Yayınları tarafından Stockholm’de yayınlandı.)

-Cahş û Cahşîtî (Henüz yayınlanmamış bulunan Dr. Şıvan’ın bu kitabı için  bak: Necmettin Büyükkaya, Kalemimden Sayfalar, APEC Yayınları, 1992, s.185)

-Dr. Şıvan’ın gerilla savaşı ve dünya’daki pratiklari ile ilgili yayınlanmamış  Türkçe bir kitabı da bulunmaktadır. Zınarê Xamo (Vahap Kumruaslan), bu kitabın daktilo ile yazılmış orijinal metnini, Şexmus Cıbran’ın istemi üzerine, O’nun vasıtasıyla Avukat Ahmet Karlı’ya gönderiyor. Ahmet Karlı da daha sonra bu kitabı,  o sıralarda Dr. Şıvan’ın T-KDP’sinin aynı adıyla kurulan partinin (daha sonra  bu ad KİP olarak değiştirildi) Genel Sekreteri olan Ömer Çetin’e teslim ediyor. Bu parti, anılan kitapta, özellikle Mao ve Maoculuğu olumlayan bazı belirlemelerin, o günlerde benimsediği görüşlerle uygun olmaması nedeniyle, kitabın varlığını özenle gizliyor. Anılan kitap, günümüze dek de yayınlanmamıştır ve halen muhafaza edilip edilmediği de bilinmemektedir.)[4]

Değişik Yayınlarda Yayınlanan Yazıları/Makaleleri:

-YÖN dergisinde 6 makalesi yayınlanmıştır.

-Dicle-Fırat gazetesinde 6 makalesi yayınlanmıştır.

-Dr. Naci Kutlay’ın belirttiğine göre, Sait Kırmızıtoprak, Vatan gazetesine de bazı yazılar yazmıştır (Anılarım, s.139-140)

-Ayrıca Sait Kırmızıtoprak İsparta’da sürgünde iken (1967-69), Isparta’da yayınlanan Yeni İnkîlap adlı gazetede, kendisi ve Şevket Turan aleyhinde, 12 bölümden oluşan İlginç Bir Olaybaşlıklı seri bir yazı yayınlamıştır.[5]

Devam edecek...

* Bu yazi daha önce "BIR" dergisin"nin 8.sayisinda yayinlanmistir.

[1] Miroğlu Orhan, Canip Yıldırım’la Söyleşi-Hevsel Bahçesinde Bir Dut Ağacı, İletişim Yayınları, s. 172,173 1. Baskı,  2005-İstanbul.

[2] a.g.e., s. 174,175,176

[3] Osman Aydın, Dr. Şıvan, Kürt Millet hareketi ve Irakta Kürdistan İhtilali, APEC yayınları, Stockholm-1997, “Önsöz”, s.8

[4] Bu bilgiler, DDKD eski genel sekreteri Paşa Uzun’un Zınarê Xamo(Vahap Kumruaslan) ile yapılan ve fakat yayınlanmayan bir görüşmesinden alınmıştır.

[5] Sait Kırmızıtoprak’ın hayat hikayesi ve eserleri ile ilgili bilgiler derlenirken; APEC Yayınları’nın 1997’de  Stockholm’de  yayınladığı  Dr. Şıvan’ın “Kürt Millet Hareketleri ve Irak’ta Kürdistan İhtilali” adlı kitabın Mahmut Lewendi tarafından hazırlanan ekleri ile Pêri Yayınları’nın 1998’de İstanbul’da yayınladığı Hüseyin Akar’ın  Dersim-Civrak: İki Uçlu Yaşam” adlı kitabından yararlanılmıştır. 






Yayınlama 2010-01-25 00:21:23
259 kez okundu.

Copyright © by Zincirlikuyu.net
Tüm Hakları Saklıdır.

[ Geri Dön ]



Sitemiz PHP-NUKE Tabanlıdır.
Copyright © www.zincirlikuyu.net - Bütün hakları saklıdır!
PHP-Nuke Copyright © 2005 by Francisco Burzi.