Geçtiğimiz günlerde www.zincirlikuyu.net yazarlarından Hasan Kaya, ‘ Yaralı bir ülke, Yaralı bir kimlik’ başlıklı bir yazı yayınladı. Bu yazıyı okuduktan sonra yazılanların geçerliliği adına bir yazı yazma hakkımın olduğu düşündüm.
Ne demişti Hasan Kaya ‘ yaralı bir ülke, yaralı bir kimlik ’ başlıklı yazısında? Yazının başlığındaki ‘ yaralı kimlik ’ ile ne kastedilmişti?
Son otuz yıldır süren kavganın ( kırk bin kişi ölmesine rağmen adı hala savaş değilmiş ) ülkemizi yaraladığı doğrudur. Evet yaralı bir ülkedir Türkiye…
Son yıllarda bu ülkede hep yaralanan, saldırılan kimlikler; hep öteki olan kimliklerdir. Türk ve Müslüman olmayanların dışındaki tüm öteki kimlikler yaralı ve can çekişmektedir.
Yazısının altındaki notta bir zamanlar İstanbul Kürt Enstitüsü Başkanı ( belki de AKP soslu düşüncelerini toplumda daha etkin kılmak adına yazısının altına bu notu yazma gereği duydu) olduğunu öğrendiğim Sn. Kaya, ‘ yaralı bir kimlik ’ başlığında bu can çekişmelere hiç değinmemiş, bu başlıkta Kürt siyasetçilerini hedef haline getirmiştir.
Okuyucular görmüş olmalıdır; yazının başlığı ile içeriği hiçte alakalı değildi. Belki de kim bilir ‘ yaralı bir ülke ’ ardına yaralı bir kimlik eklenirse daha uyumlu olduğu düşünülmüş. Yani yazının içeriğine bakıldığında bu başlığın oradaki varlığı uyaktan başka bir şey değildir. Oysa daha alternatif başlıklar atılabilirdi?
Yaralı bir ülke ve Eli kanlı Kürtler?
Yaralı bir ülke ve insan olmanın önündeki engel: Kürtler….vs
Ahmet Altan ve bir zamanların ülkücüsü Mümtazer Türköne amigoluğunun iyice kendini belli ettiği yazıda; yüzyıllardır tıkanan sistemin önündeki engelin Kürt siyasetçiler olduğu iddia ve ima edilmiştir. Yazının girişinde Türk aydını Ahmet Altan’a övgüler yağdırılırken, geçmişteki kimlik arayışlarının pişmanlığı da bu yazıda su yüzüne çıkmıştır.
Sn. Kaya, Kürt siyasetçilerine verip veriştirirken, kendisinin de ne yaptığının farkında değil sanırım. Elbette ki, herkes gibi Kürtlerde eleştirebilir, siyasetçileri de. Yüzyıllardır kimliksiz, ülkesiz yaşayan Kürtlerin eleştirilecek birçok yönü var muhakkak.
Yüzyıllarca kimliksiz yaşayan bu halkın aydınları ne yapıyor biliyor musunuz? Türk aydınlarının düşüncelerini ısıtıp ısıtıp çözüm diye halkının önüne koyuyor. Eski bir Kürt temsilcisi olarak Sn. Kaya, sizin çözüm öneriniz nedir? Bırakın hükümetin ve onu şakşakçıları Türk aydınlarının önerilerini, sizin öneriniz nedir? Söyler misiniz?
İnsan olabilmek demişsiniz yazınızın sonlarında. Kürtler için insan olabilmek; kendi anadilinde eğitim hakkı alabilmek, yüzyıllarca yıl üzerinde yaşadığı köyünün adını özgürce yazabilmek, eşit, özgür birer dünya vatandaşı olabilmektir.
Kürtler için insan olabilmek; seçim barajlarıyla temsiliyet haklarının elinden alınmaması demektir.
Sn Kaya sözüm o ki; Kürtlerin ve onların siyasetçilerinin mücadelesi zaten insan olabilmek için devam ediyor. Siz ve sizin yere göğe sığdıramadığınız akıl hocalarınız Türk aydınları; Kürtlerin insan olabilmek için seslerini duyamayanlara, onların haklarını gasp edenlere yol göstersin. Kürtler zaten insan olabilmek için haykırıyorlar. Onların insani taleplerini, insan olabilmenin yolu Türk olmaktan geçer diye bastıranlara yol gösterin lütfen.
Kürtler bu ülkede mutlu olabilmenin yolunun ‘NE MUTLU İNSANIM DİYENE’ demekten geçtiğine inanıyor?
Ya siz ve her şeye kadir olduğunu düşündüğünüz Başbakanınız mutlu olmak için ne ye inanıyor?
01.06 2010
Pavel FIRAT pavelfirat@hotmail.com
Bu yazı 2010-06-03 saat 23:58:25 eklendi ve 188 defa okundu
Söz sizde, neden sizde bir yorum eklemiyorsunuz? Yorum Ekle
Gönderen Hadi Uzun | Tarih 2010-06-04 10:07:43 | Puan:
Acaba Pavol Bey, Hasan Kaya''nın yazısını gerçekten okumuş mu?
Hasan Kaya''nın sadece sonuç bölümünü anlasa, mesele değişir. Zaten yazıda eleştirilen mantık, Sayın Pavol gibi hamaset edebiyatı yapan ve insanı ıskalayan siyasetçilerin mantığıdır.