Zincirlikuyu.Net-Internetteki Evimiz
  ANASAYFA     FORUM   FOTOĞRAF ALBÜMÜ   VİDEOLAR     LİNKLER   YAZARLAR   SİTE İLETİŞİM  
Menü
Zincirlikuyu
Tanıtım
Konum
Belediye
Çand û Ziman
Çîrok
Tiştonek
Stran û Klam
Zimanê Kurdî
Naven Zaroka
Mesele û Henek
Gotinen Mezinan
Platform
Anı
Şiir
Kurdî
Görüş
Sanat
Folklör
Söyleşi
Gündem
Araştırma
Kitap/Film
Öykü/Deneme
Site Ekran
Basından Seçmeler
Gazeteler
Telefon Rehberi
Kan Grubu Listesi
Sağlık, Yaşam
Özgün Çekimler
Özgün Albümler

Üye Paneli
Üye Adı
     Şifre
(Üye Ol)

Şu an Bağlı:
Ziyaretçi: 15
Üye: 0
Toplam: 15

Imza Kampanyasi !


Kûrtçe dersler
resime tiklayiniz

Islami Konular

Davetiyeler

Birnebun

2,5 MB...... >>bixwîne


   Kasabamıza hoşgeldiniz!    


Brüksel'in polisleri, Diyarbakır'ın taşları...CENGİZ ÇANDAR


Türkiye’de Diyarbakır’ı hissedemeyen, Diyarbakır’ın nabız atışlarını sezemeyen, bunu merak etmeyen veya gözardı eden her kimse, onun Kürt sorununun çözümü üzerine isabetli bir gözlem yapmasının imkanı yoktur.
Geçen hafta sonunu Diyarbakır’da geçirdim. Sakindi. Sıradan bir hafta sonu. Kabuğunun altı gözükmeyen bir Diyarbakır. Bu hafta sonu için dostlar uyardılar, ‘Gelecek hafta olaylar çıkabilir’ dediler. Hatta bir de bana paye verdiler: “Bir uyarı yazısı yaz. Seni dinlerler. Etkisi olur. Olay çıkması hepimiz için, her şey için çok kötü olur.”
‘Diyarbakır çocukları’ üzerinde etkimin olacağına ilişkin hiçbir vakit ham hayale kapılmadım. Olaylar çıkacaksa, çıkaracak olanların çocuklar olacağını da biliyordum. Diyarbakır nüfusunun yarısı, 0-19 yaşı arası, üçte ikisinden fazlası 0-25 yaş arası. Genç, geçmişi acılı, köyleri haritadan silinmiş ya da aileleri sürülmüş, bugünleri işsizliğin, eğitimsizliğin karabasanı altında, gelecek ufukları ya hiç olmayan veya kararmış çocuklar bunlar. Diyarbakır’ın genç, militan ruhlu, hemen dışarı salmasa da öfkeyi biriktiren bir nüfusu var ve açık konuşalım, bu nüfusun önemli bir kesimi iki yeri, bir başka deyimle o iki yerden gelen istekler ya da uyarıları doğru biçimde ilettiği insanları dinliyorlar. O iki yer neresi mi?
İmralı ve Kandil.
Hiç bu iki sözcüğü telaffuz etmeden dün oynanacak Diyarbakırspor-Bursaspor maçında olay çıkıp çıkmayacağını, ‘sokaktaki’ hangi Diyarbakırlı ile konuştuysam, fazla tereddüt etmeden ‘Çıkabilir’ cevabı veriyorlardı, ‘Çocuklar o günü bekliyorlar uzun vakittir...’ Ligin ilk devresinde Bursa’da oynanan maçta tribünlerden gelen Diyarbakırlılara, genel anlamda Kürtlere yönelik ‘ırkçı’ sloganlar ve bu yöndeki pankartlar not edilmiş, ‘intikâm günü’ bekleniyor olmalıydı.
Diyarbakırlı çocukları harekete geçirmek çok zor değil. Onlara hakim olabilecek ‘merkezler’ ise hafta içinde ‘operasyonlar’a hedef olunca, engel kalktı; dün Diyarbakır’da olaylar çıktı, ‘taşlar’ yağmaya başladı ve Diyarbakırspor-Bursaspor maçı 17. dakikasında tatil edildi.
Oysa Diyarbakırsporlu taraftarlar, maç öncesinde stadyuma astıkları pankartlarıyla bir yandan Bursa’da yaşananları unutmadıklarını gösterirken, bir yandan da barışçıl bir jest yapıyorlardı. Pankartlarda ‘Ülkemizi sizden çok seviyoruz’, ‘Bize bir özür borcunuz var’, ‘Türk-Kürt kardeştir, ayırım yapan kalleştir’ yazılıydı. Yine de taşlar yağdıysa, bunu ‘yapmayın’ diyecek ‘irade’nin böyle dememesi veya ‘yapın’ demesinde aramak gerekiyor.
***
Acaba, kestirmeden ‘devlet’ dediğimiz ‘mekanizma’ soruna ‘çözüm görüntüsü’ ardında bir büyük ‘hesaplaşma’ mı arıyor? Bilemiyorum.
Bildiğim; ‘Açılım’la birlikte duran KCK operasyonunun, Habur girişlerinin kötü yönetimi, kısa bir süre sonra Reşadiye saldırısı gibi bir ‘dış unsur’ ihtimalini düşündürten gelişmenin ardından DTP’nin kapatılması üzerine başlatılması, belediye başkanları dahil gözaltına alınanların Nazi temerküz kamplarına gönderilenler gibi bir kelepçeli fotoğrafa konu edilmeleri...
Bütün bunlar, ‘Açılım’ın önünü açmaktan ziyade, ‘Açılım’a alerjik ‘devlet odakları’nın ‘açılımı sabote etmek’ amaçlı girişimi gibi gözüküyor bana.
Diyarbakır’da KCK operasyonlarını başlatanların, ‘Aslında bunu çoktan yapacaktık ama Açılım ortaya çıkınca durduk’ dediklerini biliyorum. Dolayısıyla, KCK operasyonları ya ‘Açılım’ı durdurmak, ya sabote etmek veya ‘Açılım’ adı dursa da saptırmak amacıyla anlaşılabilir. Hafta içinde Brüksel’de gerçekleşen operasyonların ‘gerçek amacı’nın, resmi kaynaklardan açıklanandan çok farklı olduğuna kuşkum yok. Tıpkı Türkiye’nin Güneydoğu’sundaki KCK operasyonları gibi, Brüksel’de PKK’ya yönelik operasyonlar yapılıyor.
Bunu yapan bugüne dek Türkiye’ye her vakit en duyarsız davranan Belçika olunca, insan, haliyle ‘Ne oluyoruz?’ diyor. Klişe, resmi açıklamalar elbette bir şey anlatmaz; “Niçin şimdi? Niçin Belçika? Fethiye Erdal sabıkasını bildiğimiz, bunca vakittir Roj tv’ye yer açmış. PKK ile bağlantılı her faaliyete zemin açmış Belçika birdenbire neden harekete geçti? Ne var bu işin arkasında acaba?” diye sorabiliriz ve sormalıyız.
***
Taraf’ta yazan emniyet mensubu ve güvenlik uzmanı Emre Uslu’ya göre, ‘bu işin arkasında’ Amerika, hatta bizzat Obama var. Analizini bir de çağrıyla bitirmiş: “Özellikle PKK yöneticilerinin anlamasını istediğim bir gerçeğin altını çizmek istiyorum. Batı için PKK’nın silahlı mücadelesine hoşgörü ile bakma dönemi sona erdi. Özellikle önümüzdeki on yıllar boyunca Türkiye’yi de içine alan yeni dünya anlayışında PKK’nın silahlı mücadelesinin yeri yok. Bunun için de PKK silahtan ya gönüllü olarak ya da zorla a-rın-dı-rı-la-cak.”
Belki de.
Emre Uslu ile siyasi konum açısından aynı yerde durmayan, ‘Açılım’a olumlu baktığını bugüne dek hiç duymadığımız, ‘terör uzmanı’ sıfatıyla tanıtılan Ercan Çitlioğlu ise önceki günkü Star’ta şu değerlendirmesiyle yer almıştı:
“Avrupa’da yürütülen PKK operasyonları kesinlikle Türkiye’deki ‘Kürt Açılımı’na destek niteliğindedir ve devam etmesi halinde de açılım için çok önemli gelişmeler sağlayacaktır. PKK’nın kuzeydeki silahlı varlığı Iraklı tüm aktörleri rahatsız etmeye başladı. Bu silahlı varlığın sonlandırılması PKK’nın siyasi gücünü ve Kandil’e aktardığı maddi desteğin azalmasına hatta yok olmasını sağlayacak. PKK’nın silahlı örgüt varlığını sürdürmesi zorlaşacak ve daha uzlaşmacı bir tavır almaya başlayacaktır.”
Kimbilir? Oral Çalışlar’ın dünkü yazısı çok farklı bir gözleme dayanıyordu:
“Kürtler kimlik taleplerinde ısrarlılar. Bu talepten herhangi bir ‘operasyon’ yoluyla vazgeçirilmeleri mümkün değil. Çok daha ağır baskılara rağmen vazgeçmedikleri kimlik taleplerinden bundan sonra da vazgeçmeleri söz konusu olamaz. Türkiye’nin Kürt açılımı, inandırıcı ve sonuç alıcı bir yerde değil. Avrupalıların ikna edilmiş ve operasyon için harekete geçirilmiş olması, Türkiye açısından bir başarı gibi görünebilse de, Kürt sorununda bu yöntemlerle 25 senedir etkili bir sonuç elde edilemediğini hatırlamakta yarar var. Kürt sorununda yaşanan kriz ancak uzlaşma ile aşılabilir... Görünen o ki, muhatapları içeri atarak muhatap sayısını azaltmek isteyen anlayış, hakimiyetini koruyor Aradakileri çıkarınca gerçek muhatap olarak karşısınızda Kandil ve İmralı kalıyor. Çünkü onları kapatmak ve gözaltına almak mümkün değil. Birisi ağda diğeri zaten hapiste.”
***
Gerçekten ne oluyor?
Öyle görünüyor ki, Türkiye 25 yıl sürdürdüğü ve sonuç vermeyen Kürt sorununu çözme politikasına, özü aynı sözü farklı biçimde geri dönmüş bulunuyor. Bu yönde Batı desteği de elde etmişe benziyor. İşleri çözümsüzlüğe sevkedecek olan da, ne yazık ki, bu.
Geçen hafta Diyarbakır’da katıldığım konferansta, PKK’nın silahlı kadrolarından biri olarak 1999’da ‘barış jesti’ amacıyla gelip teslim olanlardan biri konuşmasında üzerinde durulması gerekli bir analiz yaptı. “Türkiye’nin 80 yıllık inkâr ve imha politikasından vazgeçtiği anlaşılıyor. Bunun üzerine inkar politikasına karşı ‘bağımsız Kürdistan’ amacıyla ortaya çıkmış olan silahlı hareket de bu amacından vazgeçti” dedi.
Türkiye artık Kürtleri, vatandaşlarının bir bölümünün Kürt olduğu gerçeğini tanıyor. Tanımasa TRT-Şeş’in ne işi var? Devlet televizyonu 24 saat Kürtçe dilinden niçin yayın yapsın?
Aynı şekilde, PKK’nın da ‘bağımsız Kürdistan’ amacı ortadan kalktı. İkide bir PKK’dan ‘bölücü örgüt’, ‘ayrılıkçı örgüt’ diye söz etmek hem gerçeğe uymuyor, hem de özellikle Güneydoğu’da Kürt halkı üzerinde incitici bir olumsuz psikolojik etkiye yol açıyor. PKK’nın ‘bağımsız Kürdistan’ amacı bittiğine göre, bunun dışında kalan hiçbir talebi yerine getirmek için ‘silahlı mücadele’ yani ‘şiddet yöntemi’ veya ‘terör’ün kullanılması gerekmiyor. Yani hak elde etmek için silahlı bir PKK’ya artık gerek yok. Ne var ki, silahlı bir PKK var ve silahsızlanması süreci diye bir şey var. İçinde bulunduğumuz dönem bu dönemdir. ‘Açılım’ın da bu süreci ve dönem özelliklerini gözetmesi gerekiyor. Bir yandan PKK’nın silahsızlanmasının şartlarını içerde yaratırken, diğer yandan da bunu hızlandıracak diyalog ve müzakere kanallarını açmak.
Bu süreci ve dönemi, PKK’nın üzerine çullanmak için kullanmayı düşündüğünüz takdirde, işi zora sokacaksınız demektir. PKK’nın üzerine çallanmayı Güneydoğu’dan Avrupa sathına uzanan alanda tutuklamalar dalgası yoluyla ve Kandil üzerine çökmek gibisinden araçlarla yerine getirmeye kalktığınız takdirde, bildik güvenlik yöntemleriyle sonuç almayı esas aldığınız izlenimi veriyorsunuzdur.
25 yıldır böyle yapılmadı mı? Nereye varıldı?
***
PKK’yı, tüm uzantılarıyla birlikte, ‘çözüm süreci’nin bir parçası haline getirerek silahsızlandırmak ve çözüme ulaşmak mı; yoksa elinizden gelen her araçla ‘tasfiye’ye çalışmak mı?
İlki ‘Açılım’dan bizim anladığımız ve tüm bölgenin beklentisidir. ‘Şiddete giden yollar’ı kapar. İkincisi ise şimdilerde yeni aktörlerin katılımıyla benimsenen ama eski, bildik yöntemdir. Bu yöntem, ‘şiddete dönüş yolları’nı aralar. Diyarbakır’da dün olanlar, geleceğe yönelik dikkat edilmesi gereken bir ‘yol işareti’ idi. Ne futbol rekabetiyle ne de aylar öncesinde Bursa’da bir grup seyircinin davranışına karşı ‘intikam’ ile ilgiliydi.
Brüksel’de rüzgâr ektirirseniz Diyarbakır’da fırtına biçebilirsiniz.


radikal

  Diğer Haberler
Tavsancali da 4 çocuk cesedi.. Buna Hangi Yürek Dayanır
STK'ların Kürt hareketi ve Kürt sorununa çözüm katkıları neler olabilir? Çetin Ç
Rojda İsveç’in en genç yönetmeni
Barışabildiler, barışabiliriz... Yasemin Çongar
Kürt yıldız, Madrid'le anlaştı
Lozan antlaşmasının ihlali (2) Fikret Yaşar
Kürt sorununda şiddeti aşabilmek.../ORAL ÇALIŞLAR
Halk Yanlış Anlayabilir!/Mehmet Serhat Polatsoy
PKK'yı hafife almanın faturası/ MURAT YETKİN
Büyük insanlar-Ahmet Altan
Lozan Aldatmacası (1) Fikret Yaşar
Kafama sıkar giderim / Şeyhmus Diken
İnisiyatif Öcalan’da... / Can Dündar
Nizanim ez çi bikim....Sinan Bayrak
Daha ne olsun? FIRAT BİLİR
Adını Unutan Ülke: Türkiye....Aris Nalcı
“Ma Ne Olirdi...”Sinan Toprak
KÜRTLERE SALDIRI!
Kürtler o günleri nasıl unutur?Ahmet Altan
Kürt sokağı.../CENGİZ ÇANDAR
PKK ateşkesi İmralı vapuruna mı bağlı?/MURAT YETKİN
İki Mandela ...Ahmet Altan
Baydemir: Kürtçe köy isim tabelalarını asacağız
Kürt meselesi Kürtlerle çözülür/ORAL ÇALIŞLAR
PKK cephesinde ilginç gelişmeler/MURAT YETKİN
Ateşkes ve Referandum.... Günay Aslan
Gerçeği karartmak mümkün mü?/Cahit Mervan
PKK ateşkesi 12 Eylül’ün önünü açacak...Cengiz ÇANDAR
Ahmet ALTAN : Devlet emriyle öldürmek
Mu(n)zur'da Ne İçilir?Şeyhmus DİKEN
BARIŞIN SESİ SEZGİN TANRIKULU’NA;
Yeter artık...Ahmet Altan
BDP'den taraflara ateşkes çağrısı
Baydemir: Lafı dolandırmayalım, Kürt sorununun çözümü bu
KÜRTLER NEDEN “BOYKOT” DİYOR?/N.Mehmet Güler
Baydemir suçlu ise Atatürk de suçludur!
'Evet'in haysiyeti ...Bejan Matur
Kürdistan’ı İstanbul’da kurmayız
Böyle kardeşliğin canı cehenneme
AKP Milletvekili ÖKSÜZ'DEN 'EVET' ÇAĞRISI
Mahmut Alınak/ KÜRT DÜĞÜMÜ NASIL ÇÖZÜLÜR
'Kirli savaş'ta ne 'devlet'e ne 'örgüt'e
TC’nin Siyasi Krizi Bir Sistem Krizidir...M.Emin Arslan
'Öcalan serbest kalsın, PKK legal siyasete geçsin!' / Sevilay Yükselir
Ahmet Altan: Türkler ve cellatlık
Abdülmecit Süreci (mi) Geliyor?/Mehmet Serhat Polatsoy
Öcalan vazgeçse ben vazgeçmem....Altan Tan
İki Said, bir Seyid / Şeyhmus Diken
VUVUZELA PAZARI İŞTAH KABARTIYOR
İSRAİL ÖLDÜRÜYOR DA SEN NE YAPIYORSUN?
Şehitler’ ve ‘etkisiz hale getirilenler’ Ayşe Hür
Bu Savaşı Kim İstiyor? Rucan - Keleş
Kürtler özerklik ilan edecek
Buna değer mi?
Gül sordu: Nasıl oldu? MURAT YETKİN
Savaş isteyenlere müjdeler olsun (!)/Mehmet Ali Birand
Kan ve acı: Kürt sorununda son durak...Ali Bayramoğlu
Türk: Kürt Ulusal Konferansı gündemimizde
Terör sorunu demenin sorumsuzluğu/AHMET İNSEL
Devletin zirvesi' fare doğurdu/CENGİZ ÇANDAR
Pasaport Fiyatı İndi
Bir kez daha ‘Kürt Meselesi’ -Ayşe Hür
Kan Siyaseti-Rodi Baz
Rize'de Kürt oldukları için 37 kişi işten çıkarıldı
Nazlı Ilıcak: PKK muhatap alınmalı
Dehşet ve ümit /Ahmet Altan
Yıldız: Savaşın olduğu yerde cenazeler gelir
Tayyip Erdoğan ve şiddetin mantığı-Hasan Cemal
Türkiye Kürt sorununda aklını yitiriyor...Oral Çalışlar
Şemdinli'de büyük çatışma!
Türkiye’nin İki Yüzü! / Şerif Kaplan
Sırada İlk Olmak! Şerefxan Ciziri
Kuşatma, Kılıçdaroğlu ve Kimlik...Xaki G. Bargin
Taraf yazarı Ahmet Altan, 'Galiba bitti' diye yazdı.
Mahkeme: Kürde yumruk atmak serbest
ABD ve PKK cephesinde durum/MURAT YETKİN
Sil baştan/Ruşen Çakır
Kürtler devlete nasıl güvenecekler/Nazım ALPMAN
Gazeteciler: Son perde kapandı
Barış Grubu üyesi 10 kişi tutuklandı
Cihanbeyli'yi sel ve dolu vurdu
3 ülkeye darbe uyarısı
Kabil’in Gölgesi’nde yaşananlar
Tehlikenin adresi: Washington? Diyarbakır? Ankara?/CENGİZ ÇANDAR
Kürt Sorunu Diyen, Kürt Değildi! M.Serhat Polatsoy
Taş çocuk / Bejan Matur
Kürtler ve Türkler-Fikret Yaşar
Azat'ın çilesi
Korkuya Teslim Olmadan Yaşamak
İskenderun-Ahmet Altan
Karadeniz Kürtlere kapatıldı
'Kürt Açılımı'nın açılımı/Candaş Tolga Işık
İsrail ile 'savaşsız savaş'.../CENGİZ ÇANDAR
Apo uyardı: Tasfiye sırası Erdoğan’da/Can Dündar
Türkiye'nin İmparatorluk siyaseti...Recep Maraşlı
Önemli gelişmelere hazır olun..Murat Yetkin
PKK limana indi-Can Dündar
Kürt hareketinin iki boyutu? Oral Çalışlar
Çocuklar Dâhil, Herkese ADALET! Şeyhmus Diken
Sanatçılar barışa yürüyor

Zincirlikuyu.net (c) 2005

Haber Tarihi: Pazar, 07 Mart 2010 - Saat: 22:33   |   40 kez okundu.
Haberi Yazdır Haberi Yazdır        Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder

Sitemiz PHP-NUKE Tabanlıdır.
Copyright © www.zincirlikuyu.net - Bütün hakları saklıdır!
PHP-Nuke Copyright © 2005 by Francisco Burzi.