Zincirlikuyu.Net-Internetteki Evimiz
  ANASAYFA     FORUM   FOTOĞRAF ALBÜMÜ   VİDEOLAR     LİNKLER   YAZARLAR   SİTE İLETİŞİM  
Menü
Zincirlikuyu
Tanıtım
Konum
Belediye
Çand û Ziman
Çîrok
Tiştonek
Stran û Klam
Zimanê Kurdî
Naven Zaroka
Mesele û Henek
Gotinen Mezinan
Platform
Anı
Şiir
Kurdî
Görüş
Sanat
Folklör
Söyleşi
Gündem
Araştırma
Kitap/Film
Öykü/Deneme
Site Ekran
Basından Seçmeler
Gazeteler
Telefon Rehberi
Kan Grubu Listesi
Sağlık, Yaşam
Özgün Çekimler
Özgün Albümler

Üye Paneli
Üye Adı
     Şifre
(Üye Ol)

Şu an Bağlı:
Ziyaretçi: 22
Üye: 1
Toplam: 23

Imza Kampanyasi !


Kûrtçe dersler
resime tiklayiniz

Islami Konular

Davetiyeler

Birnebun

2,5 MB...... >>bixwîne


   Kasabamıza hoşgeldiniz!    


Dersim Raporu: Üst düzey bir komutanın notları


Dersim dört dağ içinde


Kurtuluş Savaşı komutanlarından Orgeneral İzzettin Çalışlar'ın kitaplığından çıkan ve torunu İzzeddin Çalışlar tarafından gün yüzüne kavuşturulan raporun orijinali, Jandarma Umum Kumandanlığı'nca 55.058 sayısıyla, 'gizli' ve 'zata mahsus olarak', 'kayıt altında' yüz adet basılarak yayımlanmış



Neden bahsettiğini tam olarak bilmeyen, boşboğaz, patavatsız insanlar için kullanılan bir laftır “akım derken bokum demek”; bir şeyi övmek için yola çıkıp, o şeyin kusurlarını, açmazlarını, karanlık noktalarını anlatırken buluverir böyleleri kendilerini. Tıpkı geçen yılın sonlarında Onur Öymen’in düştüğü durum gibi aslında. Meclis kürsüsünde AKP’nin Kürt açılımına karşı cansiperane mücadele verirken ağzından, “Maalesef bu ülkenin anaları çok ağladı. Tarihimiz boyunca çok şehit verdik. Çanakkale Savaşı’nda 200 bin şehidimiz vardı, hepsinin anası ağladı. Kimse çıkıp ‘bu savaşı bitirelim’ demedi. Kurtuluş Savaşı’nda, Şeyh Sait isyanında, Dersim isyanında, Kıbrıs’ta analar ağlamadı mı? Kimse ‘analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım’ dedi mi? İlk siz diyorsunuz. Çünkü sizin terörle mücadele cesaretiniz yok” lafları dökülüverdi. Türkiye tarihinin karanlık odalarından birisi olan ‘Dersim isyanı’ lafı ağızdan bir kere çıkınca elbette yakılan, yıkılan, uçaklarla bombalanan köyler, sürgün edilen aileler, ‘eşkıyayla mücadele’ çerçevesinde öldürülen insanlar da gündeme geldi; Öymen’in, isyanın bastırılış tarzını olumlayan yaklaşımı gösterilen şiddetli tepkiyle kınandı. Beri yandan Öymen’in aslında ‘klasik’ bir refleks verdiğini de söylemeden geçmek mümkün değil. Çünkü temsil ettiği zihniyet kalıbı dairesinde bakınca aslında çok acayip bir şey söylemediğini görmek mümkün. Nitekim bunun en büyük kanıtlarından birisi artık elimizde: Dersim Raporu.
Kurtuluş Savaşı komutanlarından Orgeneral İzzettin Çalışlar’ın kitaplığından çıkan ve torunu İzzeddin Çalışlar tarafından gün yüzüne kavuşturulan raporun orijinali, Jandarma Umum Kumandanlığı’nca (III. Şube, I. Kısım tarafından), 55.058 sayısıyla, ‘gizli’ ve ‘zata mahsus olarak’, ‘kayıt altında’ yüz adet basılarak yayımlanmış. Yayım tarihi kesin olarak belli olmamakla birlikte torun Çalışlar’ın Sunuş yazısında belirttiğine göre, 1933 yılının son çeyreği ya da 1934’ün ilk aylarında yayımlandığı anlaşılıyor. Yazarı da yine belirsiz, ancak yüksek ihtimalle üst rütbeli bir komutan.
İki kısma ayrılan rapor-kitabın ilk kısmında ‘Dersim Nedir?’ sorusuna etraflı bir yanıt aranıyor. Dersim’in Coğrafî Vaziyeti, Dersim’in Yolları, Dersim’in Suları, Dersim’in Irkî Vaziyeti, Dersim’in Maarif Vaziyeti, Dersim’in Sıhhî Vaziyeti, Dersim’in Askerlik Vaziyeti gibi toplam 13 başlıkta Dersim’in ve bölgenin bir haritası çıkarılıyor.

Köklerini unutan (!) Türkler
Yollar özellikle bir askerî harekâta uygunluğu bakımından tetkik edilirken, ‘Irkî Vaziyet’ kapsamlı bir etnoloji araştırması aslında. Tabii araştırmanın, bölge insanın nasıl aslında Türk olduğunu ispatlamaya dayalı olduğunu göz ardı edecek olursak!: “... Şimdiye kadar verilen izahattan şu neticeye varırız: Plümer mıntıkası aşiret isimleri ve halkının kendi duygusu, Şarktan garba intikal hisleriyle Dersim’in aslen Türk olduğu tespit edilebilir.”
Bölüm boyunca bölge insanın Horasan’dan gelmiş olduğunu ileri süren komutan, Yalçın Küçük’ü aratmayacak şekilde özellikle yer adlarının köken ve anlamlarıyla da yakından ilgileniyor. Ne var ki, bütün tetkiklerin sonunda gelip dayandığı yer aynı: Etkisinde kaldıkları komşuların etkisiyle Türkçeyi ve Türklüklerini unutan (!), öyle üç beş kişi değil epey fazla sayıda insan...
Dersimlilerin Kürtlüğe ‘kaymasının’ arkasında yatan sebeplerden birisi olarak Hamidiye Alayları’nı gören raporun yazarı, Cumhuriyet’in diliyle “yüzde 70’i, hissiyle yüzde 20’si Kürtleşmiş bir Dersim’le” karşılaştığının altını çizerek asimilasyon için aslında hâlâ yapılabilecek bir şeyler olduğunu da ifade ediyor: “...bilhassa Mazkirt, Nazımiye, Plümer, Ovacık, Hozat kazalarındaki nüfusun yüzde 70’i Kürt gibi konuşan ve fakat henüz onun karakterini hazmetmeyen ve kendi akideleri ile onu yenmeye çalışan ve Türk ile Kürt arasında kalmış, şaşkın bir camiadır. Şayanı teessür olan en mühim nokta, Dersim anasının Dersim babasından evvel Kürtleşmeye başlamasıdır. Dersim’i şu suretle mütalâa ettikten sonra, kaybolmak üzere bulunan ve kanında Türk kanı ekseriyeti olan büyük bir halk kütlesini geriye, yani millî varlığına doğru çevirmek için hemen ıslahata ve tedbirler almaya başlamak lazım geldiği kanaatine varılır...”

Geçmişten bugüne fişleme...
Bu ıslahat ve tedbirlerin neler olabileceğini raporun sonunda anlatan komutan, Dersim’in Asayiş Vaziyeti başlıklı ikinci kısma geçmeden önce Dersim’deki Aşiretler bölümünde bölgede bulunan tüm aşiretleri tek tek kayıt altına alıyor. Her aşiret için ayrı ayrı açılan ‘Reisler’, ‘Aşiretin hükümete karşı temayülü’, ‘Aşiretin Nüfusu’, ‘Aşiretin Silah Mevcudu’, ‘Aşiretin Diğer Aşiretlerle Münasebeti’, ‘Serveti’ gibi alt başlıklar günümüzde çokça konuştuğumuz ‘fişleme’ meselesinin askerî kültürde gayet eski ve köklü bir gelenek olduğunu gösteriyor.
Raporun ikinci kısmında Osmanlı’dan itibaren Dersim’de yaşanan “asayişsizlik tarihçesi”ni ortaya koyan komutan, öncelikle Osmanlı zamanında Dersim’e düzenlenen dört harekâtı (1907, 1908, 1909, 1916) aktardıktan sonra (ki bir yerde, “1877’den beri Dersim üzerine ufaklı büyüklü muhtelif ve umumi 11 hareket” yapıldığını da kaydediyor) Cumhuriyet’in ilanından raporun yazıldığı tarihe kadar geçen sürede bölgeye düzenlenen harekâtlara geçiyor: 1926 Harekâtı (Koç Uşağı Tedibi), 1930 Plümer Hareketi. Nitekim elimizdeki raporun, köylerin yakıldığı, uçakların bombardıman yapmak suretiyle destek verdiği bu harekâtlardan ve sonrasındaki tedbirlerden “kesin netice” elde edilemediği için yazıldığını anlıyoruz: “Bu müddet zarfında Dersim’in ıslahı için zamana göre iyi ve etraflı esaslar düşünülmüş ve fakat maksat ve gaye istihsal olunamamıştır.”
Hal böyleyken geçmişte olan bitene göz atmak kaçınılmaz oluyor ve raporu yazan komutan konuyla ilgili daha önce yazılmış neredeyse bütün önemli raporların birer özetini çıkarıyor. Kitapta, dönemin Anadolu Müfettişi Umumisi Müşir Şakir Paşa’nın 1899’da yazdığı rapordan (“Tedabiri şedide, masarifi külliye ihtiyarı ve birçok adamın itlafı gibi devletçe marzı [rıza ile ilgili] olmayan netayiçten başka bir netice vermez. Bunun için bu sefer de şiddet iltizam olunursa, evvelkileri gibi akim kalacağından şüphe edilmemek lazımdır. Fikrime göre, evvela marazın sebebini tahlil lazım. Sebebi şekavet, fakır ve zarurettir. Ceraimin takipsiz kalması, cehaleti umumiye, itikadatı batıla ve mazannenin [ermiş sanılan] icrayı şekaveti derecei ibahada [mübah] göstermesi ve şu suretle şekavetin nazarı halkta mevaddı adiyeden olduğu telakkisinin uyanması, Dersim derdinin başlıca sebepleridir.”), Dahiliye Vekili Şükrü Kaya’nın 1931’de yazdığı rapora (“Bu havali ve buraların hali zati devletlerinin tamamıyla malûmudur. Yalnız maruzatıma bir mukaddime olmak üzere arz etmek istediğim keyfiyet artık Dersim meselesinin kati surette hallinin devletçe, milletçe ve bilhassa hükümetçe tehiri caiz olmayan muzur, tehlikeli ve zaman geçtikçe halli müşkülleşecek ve zararı artacak bir vaziyet almış olmasıdır.”) kadar birçok isim tarafından hazırlanmış, sertlik tonları genelde pek değişmeyen birçok rapor örneğini bir arada görmek mümkün.
Çalışması ‘ıslah’ın esaslarını ve safhalarını belirterek bitiren raporu yazan komutanın, hangi aşiretten kimlerin, nerelere ve ne suretle sürgün edileceğini belirten lahikası yanı sıra bölgeye düzenlenen bazı harekâtların krokilerini barındırması da rapor kitabın önemini daha da arttırıyor. Sonuç olarak, sadece bölgede on yıllardır akıp duran kanın kaynaklarını anlamak isteyenler için değil Türkiye’de var olan köklü bir zihniyeti biraz daha yakından tanımak için de mutlaka okunması gereken bir kitap Dersim Raporu.

Zaza kadınlar
“Zaza kadını Türkmen kadınları gibi,
Yörük kadınları gibi, cinsî temaslara pek düşkündür. Öteden beri taptığı parlak ve bol yıldızlı göklü yaylalarda, ay ışığına karşı neşeli ve şen kahkahalar salan ve boyu içinde kendisine eş arayan Türkmen kadınından Zaza kadınını ayırmak ve bunları aynı neslin kızları sanmamak onları tanımamak olur. Zaza kadını tıpkı Türkmen kadını gibi, evinin işlerini çevirir. Temizliğe Türkmen çadırının temizliği kadar bakar.
Karaktere taalluk eden [ait olan] bu ana hatlar, Zazaların Türkmen olduklarını ve filhakika tarihçilerin iddia ettikleri gibi dili yarı Faris yarı Türkçe olan Harezmilerden oldukları ve Kürtler’le çok fazla temas neticesinde, dillerindeki Türk kelimeleri de ya İranileştirdikleri veya unuttukları anlaşılmaktadır.” (s. 49) Kitaptan

Eğer Yavuz’un garazı...
“Yavuz Sultan Selim’in gazabı olmasaydı, bugün güzel Türkiye’mizde tek bir Sünnî’ye tesadüf etmek imkânı belki de mümkün olamayacaktı. Zira Farisî dili salgını nasıl ki hakanların harimine ve devlet muhaberatına kadar girmişse, bu dilin hemen hemen bir lazımı gayri müfarıkı [olmazsa olmazı] olan Şiilik de onu takip edecekti... Eğer Yavuz’un garazı Dersim’in yalçın dağları içine girebilmiş olaydı, herhalde Dersim’i de bugün maddi ve manevi başka bir yol üzerinde görürdük.” (s. 50-51)
“(...) İkinci kısım Zazalara yani Aleviler’e gelince: Bunlarda mezhep ve âdet dili Türkçe’dir. Ayinlerine iştirak edenler Türkçe konuşmak mecburiyetindedirler. Bu mecburiyettendir ki, Alevi Zazalık asırlardan beri ihmal edildiği halde, Türklükten pek de uzaklaşmamış Dersim Alevileri arasında cevap istememek şartıyla Türkçe meram anlatmak mümkündür. Şayanı nazar ve esef olan nokta şudur ki, 20-30 yaşından yukarı yaşlı her fertle Türk dili ile mütekabilen anlaşmak ve dertleşmek mümkün olduğu halde, Türk dili tamamen Zazalaşmakta ve halen 10 yaşından küçük çocuklarda ise Türk diline rastlamak imkânı kalmamaktadır. Bu netice, Dersim Alevi Türklerinin de benliklerini kaybetmeye başladıklarına ve ihmal edilirse günün birinde Türk dili ile konuşana tesadüf edilemeyeceğine delildir.” (s. 52) Kitaptan

Şiiliğe bulaşmışlar
“(...) Şu halde “Dersimliler Türk ise niçin dilleri Türk değildir?” diyenlere karşı, “Dersimliler Türktür fakat ana yurtlarında Şiiliğe bulaşmışlar, dillerine yarıya kadar Farisî kelimeler almışlar, uzun müddet İran harsı ve dilinin tesiri altında kalmışlar ve nihayet Selçuk saraylarını istila eden Türk devletinin kuyudatına kadar giren bu dil, Dersimli’nin kalbine kadar işlemiş, kendilerine Şiiliği talim eden seyitleri ve babaları aslen kendi nesillerinden olmadığı için, Kızılbaşlık aleyhtarlığı ile yapılan devlet takipleri, kendilerini büsbütün Türk âlemi ile temastan kestirmiş ve sindirmiş, bu suretle her gün bir az daha Farisî diline yaklaşmışlar ve nihayet yedi sekiz asır içinde, kısmen yine dillerini unutmamaya, hatıralarını ve karakterlerini muhafaza etmeye muvaffak olmuşlardır. Kürt değildirler. Kürtlükle alakaları yoktur. Asılları ve nesilleri Türkmen olan Zaza’dırlar. Dilleri de Kürtçe değil, Zazaca’dır” [denebilir].” (s.57) Kitaptan

DERSİM RAPORU
Hazırlayan: İzzettin Çalışlar
İletişim Yayınları
2010
311 sayfa



  Diğer Haberler
Tavsancali da 4 çocuk cesedi.. Buna Hangi Yürek Dayanır
STK'ların Kürt hareketi ve Kürt sorununa çözüm katkıları neler olabilir? Çetin Ç
Rojda İsveç’in en genç yönetmeni
Barışabildiler, barışabiliriz... Yasemin Çongar
Kürt yıldız, Madrid'le anlaştı
Lozan antlaşmasının ihlali (2) Fikret Yaşar
Kürt sorununda şiddeti aşabilmek.../ORAL ÇALIŞLAR
Halk Yanlış Anlayabilir!/Mehmet Serhat Polatsoy
PKK'yı hafife almanın faturası/ MURAT YETKİN
Büyük insanlar-Ahmet Altan
Lozan Aldatmacası (1) Fikret Yaşar
Kafama sıkar giderim / Şeyhmus Diken
İnisiyatif Öcalan’da... / Can Dündar
Nizanim ez çi bikim....Sinan Bayrak
Daha ne olsun? FIRAT BİLİR
Adını Unutan Ülke: Türkiye....Aris Nalcı
“Ma Ne Olirdi...”Sinan Toprak
KÜRTLERE SALDIRI!
Kürtler o günleri nasıl unutur?Ahmet Altan
Kürt sokağı.../CENGİZ ÇANDAR
PKK ateşkesi İmralı vapuruna mı bağlı?/MURAT YETKİN
İki Mandela ...Ahmet Altan
Baydemir: Kürtçe köy isim tabelalarını asacağız
Kürt meselesi Kürtlerle çözülür/ORAL ÇALIŞLAR
PKK cephesinde ilginç gelişmeler/MURAT YETKİN
Ateşkes ve Referandum.... Günay Aslan
Gerçeği karartmak mümkün mü?/Cahit Mervan
PKK ateşkesi 12 Eylül’ün önünü açacak...Cengiz ÇANDAR
Ahmet ALTAN : Devlet emriyle öldürmek
Mu(n)zur'da Ne İçilir?Şeyhmus DİKEN
BARIŞIN SESİ SEZGİN TANRIKULU’NA;
Yeter artık...Ahmet Altan
BDP'den taraflara ateşkes çağrısı
Baydemir: Lafı dolandırmayalım, Kürt sorununun çözümü bu
KÜRTLER NEDEN “BOYKOT” DİYOR?/N.Mehmet Güler
Baydemir suçlu ise Atatürk de suçludur!
'Evet'in haysiyeti ...Bejan Matur
Kürdistan’ı İstanbul’da kurmayız
Böyle kardeşliğin canı cehenneme
AKP Milletvekili ÖKSÜZ'DEN 'EVET' ÇAĞRISI
Mahmut Alınak/ KÜRT DÜĞÜMÜ NASIL ÇÖZÜLÜR
'Kirli savaş'ta ne 'devlet'e ne 'örgüt'e
TC’nin Siyasi Krizi Bir Sistem Krizidir...M.Emin Arslan
'Öcalan serbest kalsın, PKK legal siyasete geçsin!' / Sevilay Yükselir
Ahmet Altan: Türkler ve cellatlık
Abdülmecit Süreci (mi) Geliyor?/Mehmet Serhat Polatsoy
Öcalan vazgeçse ben vazgeçmem....Altan Tan
İki Said, bir Seyid / Şeyhmus Diken
VUVUZELA PAZARI İŞTAH KABARTIYOR
İSRAİL ÖLDÜRÜYOR DA SEN NE YAPIYORSUN?
Şehitler’ ve ‘etkisiz hale getirilenler’ Ayşe Hür
Bu Savaşı Kim İstiyor? Rucan - Keleş
Kürtler özerklik ilan edecek
Buna değer mi?
Gül sordu: Nasıl oldu? MURAT YETKİN
Savaş isteyenlere müjdeler olsun (!)/Mehmet Ali Birand
Kan ve acı: Kürt sorununda son durak...Ali Bayramoğlu
Türk: Kürt Ulusal Konferansı gündemimizde
Terör sorunu demenin sorumsuzluğu/AHMET İNSEL
Devletin zirvesi' fare doğurdu/CENGİZ ÇANDAR
Pasaport Fiyatı İndi
Bir kez daha ‘Kürt Meselesi’ -Ayşe Hür
Kan Siyaseti-Rodi Baz
Rize'de Kürt oldukları için 37 kişi işten çıkarıldı
Nazlı Ilıcak: PKK muhatap alınmalı
Dehşet ve ümit /Ahmet Altan
Yıldız: Savaşın olduğu yerde cenazeler gelir
Tayyip Erdoğan ve şiddetin mantığı-Hasan Cemal
Türkiye Kürt sorununda aklını yitiriyor...Oral Çalışlar
Şemdinli'de büyük çatışma!
Türkiye’nin İki Yüzü! / Şerif Kaplan
Sırada İlk Olmak! Şerefxan Ciziri
Kuşatma, Kılıçdaroğlu ve Kimlik...Xaki G. Bargin
Taraf yazarı Ahmet Altan, 'Galiba bitti' diye yazdı.
Mahkeme: Kürde yumruk atmak serbest
ABD ve PKK cephesinde durum/MURAT YETKİN
Sil baştan/Ruşen Çakır
Kürtler devlete nasıl güvenecekler/Nazım ALPMAN
Gazeteciler: Son perde kapandı
Barış Grubu üyesi 10 kişi tutuklandı
Cihanbeyli'yi sel ve dolu vurdu
3 ülkeye darbe uyarısı
Kabil’in Gölgesi’nde yaşananlar
Tehlikenin adresi: Washington? Diyarbakır? Ankara?/CENGİZ ÇANDAR
Kürt Sorunu Diyen, Kürt Değildi! M.Serhat Polatsoy
Taş çocuk / Bejan Matur
Kürtler ve Türkler-Fikret Yaşar
Azat'ın çilesi
Korkuya Teslim Olmadan Yaşamak
İskenderun-Ahmet Altan
Karadeniz Kürtlere kapatıldı
'Kürt Açılımı'nın açılımı/Candaş Tolga Işık
İsrail ile 'savaşsız savaş'.../CENGİZ ÇANDAR
Apo uyardı: Tasfiye sırası Erdoğan’da/Can Dündar
Türkiye'nin İmparatorluk siyaseti...Recep Maraşlı
Önemli gelişmelere hazır olun..Murat Yetkin
PKK limana indi-Can Dündar
Kürt hareketinin iki boyutu? Oral Çalışlar
Çocuklar Dâhil, Herkese ADALET! Şeyhmus Diken
Sanatçılar barışa yürüyor

Zincirlikuyu.net (c) 2005

Haber Tarihi: Pazartesi, 08 Şubat 2010 - Saat: 23:56   |   43 kez okundu.
Haberi Yazdır Haberi Yazdır        Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder

Sitemiz PHP-NUKE Tabanlıdır.
Copyright © www.zincirlikuyu.net - Bütün hakları saklıdır!
PHP-Nuke Copyright © 2005 by Francisco Burzi.